9 Ekim 2024 Çarşamba

34 - Kaf Suresi

Kaf! Diyor, sonra yemin başlıyor.

Bu surede yemin, şanı yüce, ilahi cömertlikle dolu Kur’an üzerine ediliyor.

İş sanıldığı gibi değilmiş. (Artık anladık bunu) Kendilerine aralarından bir uyarıcı geldiğinde şaşırmışlar ve “acayip bit şey bu” demişler. Kimmiş böyle diyenler? Küfre batanlar. 

Sadece soruyorum, bugün aramızdan biri elçi gelse, ona cephe alacak tayfanın çoğunluğu kimlerden olur? Seküler tayfa mı? Dinci tayfa mı?

Herkes kendi cevabını versin. 


Öldükten sonra diriltilme olayına inanmamaya devam ediyorlar. “Hem de toprak olduktan sonra, yok artık yani yaaa!” Gibisinden triplere girmişler. Kitap da tane tane, bak göğü biz kurduk, süsleyip nakışlandırdık. Yeryüzünü biz uzatıp yaydık, hayatı yarattık. Su indirdik gökten, onunla hurma ağacı yetiştirdik, rızıklanın diye... anlatıyor.


Bu arada bu ayetlerde göğü kurmak, süslemek, yeri uzatmak gibi pek de günümüz bilimine uymayan fiiller kullanılıyor. Buradan hareket edip, vay efendim Allah bilmiyor mu şunu... diyerek yalanlama yapmak bana çok saçma geliyor. Ne olacaktı, 7.yy bedevisine sicim teorsi üzerinden evrenin oluşumu mu açıklanacaktı?

Daha önce Kur’an’da geçen bir ayetti bilim ile ilişkilendirmenin ne kadar saçma olduğunu söylemiştim. Yeri geldi, tersini de eklemiş olayım.



Bu arkadaşlardan önce Nuh, Semud, Tübba kavimleri, Ress, Ad, Firavun, Lut halkları ve Eykeliler de yalanlamışlar. Sonrası da malum... çığlıklar, yerin dibine geçmeler, taş olmalar...



İkinci yaratım hakkında yapılan açıklama devam ediyor. İlkinden yorulduk mu ki, ikinciyi yapamayalım. E yani aklın yolu bir. Bir yaratıcıya inanıyorsan, onun için sınırlar koymanın bir anlamı yok.

Ha bir yaratıcıyı sen kafanda yarattıysan, o zaman sınırlar koyman normal.

İnsanı yaratmışlar ve şah damarından daha yakınlarmış. Şah damarından yakın olma durumu çok meşhurdur. Belirtildiği ilk ayet burası oluyor.



İnsanın sağında solunda oturup yaptıklarının kaydını tutan melekler de burada, hemen bir sonraki ayette anlatılıyor.

Ya buna inanıyorsanız bile rica ediyorum bunu çocuklarınıza anlatmayın. Çocuğa yaptığının neden kötü bir şey olduğunu anlatın. Başkası bilmese de kötü bir şey yapmaması gerektiğini. Doğru ahlak öğretimi böyle olmalı. Sonra eylemlerin ahlaki değerini kimin ne kadarını bildiğine göre değerlendiren insanlar türüyor. 



Ölüm sarhoşluğu hak olarak geldi. İşte bu, senin kaçınıp durduğun şeydir.(19/50)

Ölümün sarhoşluğumu varmış. Bunu duymaması gereken çok tanıdığım var. Mezarlıklardan “ama kafası çok iyi kanka” nidaları yükselir. İntihar vakalarında inanılmaz artış olur.

Ayrıca kaçınıp duran kim? Kur’an ikinci tekil kişi hitabını genelde Muhammet’e yöneltiyor. O mu ölümün sarhoşluğundan kaçan?



Ve sura üflendi...(20/50)

Ne! Hani, nerede, ne zaman?

Ya bu kitabın bu zaman atlamaları beni öldürüyor. Üflendiğinden falan demiyor, direkt üflendi diyor. Zamanın dışından seslendiği için mi böyle yoksa şiirsel kaygılardan mı bilmiyorum ama anlamak kolay olmuyor yani.

Her benlik yanında bir güdücü ve bir tanık olduğu halde gelirmiş. Yoldaşı yanındakinin hazır olduğunu söylermiş. Sonra “siz ikiniz, tüm nankörleri, inatçıları cehenneme atın!” deniyor. “Durmadan hayrı engelleyeni, azgını, işkilciyi!” O Allah’ın yanına başka ilah koymuş. Artık cehenneme atılacak. Yoldaşının paçaları tutuşmuş “onu ben azdırmadım. Onun kendisi dönüşü olmayan bir azgınlık içerisindeydi.” diyormuş. Oldu olacak “ben yazmadım, kuzenim yazdı” desin. Allah da “huzurumda çekişmeyin, ben size uyarıcıyı çok önceden göndermiştim. Benim huzurumda söz değiştirilmez, ben kullara asla zulmetmem” diyor.

Bu nasıl bir yargılama yahu? Savcı da aynı, hakim de... Savunma hakkı tanınmış mı meçhul. Mesela ben Allah’ın varlığını reddediyorum. Gerekçelerimi de onun olduğu söylenen kitap üzerinden sunuyorum. Benimle, peygamber görmüş, her sorusuna ondan cevap bulma imkanı olmuş kişinin durumu aynı mı? Atsın mı bizi aynı ateşe? Adalet mi bu? Ben adaleti böyle olan bir ilaha inanmak istesem de inanamam ki.

Gerçi burada tanımlanan cehennemlik kişi de ben değilim. "Durmadan hayrı engelleyen, azgın, işkilci" olarak tanımlanmış. Bunlar bana hiç uymuyor. Belki biraz kuruntulu olmak var ama onu da açıklayabilirim. Bir şeylerin doğru olduğunu kesin olarak söylemek insanı ister istemez zorbalığa götürecektir. Bu nedenle her zaman bir miktar işkillenmek daha hayırlıdır.

Huzurunda olmak ifadesi de biraz garip. Buraya sanki Allah için huzuruna çıkılan bir kral, efendi formu veriyor. Allah cismi bir varlık mı ki, huzuru olsun? Her şeyi gören, duyan kudret sahibinin huzuru olmayan bir yer mi var?



Cehenneme “doldun mu” denilecekmiş, o da “daha yok mu” diyecekmiş. Cennetse takva sahiplerine yakınlaştırılmış. Görmediği halde rahmandan ürperen ve kalbiyle ona yönelmiş olanların istediği her şey orada varmış. Katında ise daha da fazlası!

Cennetten öte daha güzel ödüller de mi var yani? Şimdi kalbin yönelmesi hakkında sonum ne olur bilmem ama rahmandan ürperme konusunda bende sıkıntı yok. Görmemeyi geçtim, inanamama rağmen ürperiyorum hem de. Bu sayede bir yırtma şansım olur mu acaba?



Şimdi, otuz altıncı ayette yine önceki kavimlere değiniyor. Onlar daha güçlü, daha ileri seviyede medeniyetlermiş. Onlar da yok edilmiş, kaçacak yer bulamamışlar.

Bu öncekiler, Mekkelilerden önceki insan medeniyetleri mi? Yoksa insandan önceki akıllı yaşam formlarının kurduğu medeniyetler mi? Genel kabul ilk dediğim ama bence Kur’an sık sık ikinci ihtimale göz kırpıyor.



37. ayette Kur’an da kalbi olan ya da tam bir tanık olarak kulak veren için bir öğüt vardır deniyor. Emirleri, yasakları, zorunlulukları bir yana, Kur'an temelde bir öğüt kitabıdır. İnananlar öğüde uyarlarsa ne ala, işleri kolaylaşır. İnanmayanlar için cehennemin kapıları arkalarından kapanmış değil. En azından ilk 34 surede durum bu.

Bu arada, Kur'an da inanmayan için de bin tane öğüt var. Zamandan mekandan bağımsız diyebileceğim öğütler var. Ancak sorun öğütler ve doğrular da değil. Mesela;

Yemin olsun biz gökleri yeri ve bunlar arasındakileri altı günde yarattık. Ve bize hiçbir yorgunluk dokunmadı. (38/50)

Altı gün derken, neyin altı kere kendi etrafında dönüşü? Allah için zaman, takvim mi var? Hani zamandan mekandan ayrıydı? Mekanın olmadığı yerde zaman da olmaz, mekanı şu kadar zaman da yarattı diye bir şey olmaz. 

Yedinci gün dinlenmesinin saçmalığı vurgulanacaksa böyle mi vurgulanır? Madem bu dinlenme işi saçmalık, Musevilere neden Nisa Suresinin 154. ayetinde cumartesi yasağına uyun deniyor? Ayrıca bu sebt olayı burada kast edilenin bildiğimiz gün olduğunu da ortaya koyuyor. Neyse ufak tartışmalar bunlar ama sinek misali.


Muhammet’e sabretmesi ve güneşin doğumundan ve batışından önce rabbini tespih etmesi söyleniyor. Gecenin bir kısmında ve secdelerin arkasından da.



Son kısımda kıyamet anlatısı var. Çağıran çok yakın bir yerden seslenecekmiş. Müthiş bir ses çıkacak, hak olarak dinlenecek. O gün yer çatır çatır yarılıp onlardan çabucak uzaklaşacakmış. Bu Allah için kolaymış.

Onların neleri söylediklerini çok iyi biliyormuş. ...Sen onların üzerinde bir zorba değilsin. O halde, benim tehdidimden korkanlara sadece Kur’an’la öğüt ver/hatırlat.(50/45)

Peygambere bile, sen zorba değilsin, olma, demek zorunda kalınmış. Sen sadece hatırlat, kimsenin iradesine tecavüz etme. Bu sınırı aşmaktır. Acaba Muhammet’in zorbalık olma eğilimleri mi vardı ki, Allah bu anlama gelecek bir ayeti kitaba koydu? Hem de bizzat birinci tekil şahıstan seslenerek!

Birileri zorbalıkla inandırılacak olsa, bu zaten kabul olmaz. Sakat olur. Sakat bir iman, imansızlıktan daha kötüdür. Çünkü yanlış kaynamış bir kolun tedavisi, kırık bir koldan çok daha zordur. Bu durumda önce kolu tekrar kırmak gerekir.

Günümüzde inananların durumu yanlış kaynamış kol gibi. Neye inandıkları hakkında hiçbir fikirleri yok, buna rağmen canını korur gibi inancına bağlı. Bu yolda gücü yettiğine zorba. İnanmayan en yakınına dahi yapabileceğinin sınırı Allah tarafından burada çizilmişken... 

Ancak Kur’an ile hatırlatabilir.

Ne güzel öğüt, keşke müslümanlar da bunu bilse!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bonus - Tekvin (1-25)

  Evet, normal akıştan farklı olarak bugün Eski Ahit’te, bizde daha sık kullanılan adıyla Tevrat’a giriş yapıyoruz. Eski Ahit hem Kur’an’dan...