Hayır, öyle değil! Kıyamet
gününe yemin ederim ki,(75/1) Öyle değil! Kendisini kınayan
benliğe de yemin ederim(75/2)
Ne
öyle değil yahu? Ne oluyor?
Açıkçası
ben öyle olmadığına ikna oldum, öyle denilenin ne olduğunu
bilmesem de. Yine de bir söylese mi, neyin öyle olmadığını.
Derken;
İnsan,
kendisinin kemiklerini asla bir araya toplamayacağımızı mı
sanıyor?(75/3)
Evet,
üçüncü ayete geldiğimizde neyin öyle olmadığını anladık.
Birileri ahireti inkar ediyor,
kıyamet günüyle de dalga geçiyor anlaşılan. İleride göreceğiz
ki bunu yapan yine bir inanmış. Yine bir dinden çıkma vakası var
gibi. Panik halinde “hayır öyle değil” diye başlaması da
bana öyle düşündürmüş olabilir. İyisi mi oraya gelince
ayetleri doğrudan yazmak.
Şimdi
kaldığımız yere dönelim.
İnsan
ölüp toprak olduktan sonra baştan aşağı yeniden yaratılacakmış.
İşte buna inanmayanlar varmış.
Ben
de bunu anlamıyorum. Her şeyin yaratıcısının olduğunu kabul
ediyorsun da, yeniden
yaratım, ahiret yaşamının
neyini kabul edemiyorsun? İnsanı
yeniden diriltmek
için öyle sonuz güç sahibi, ilahi bir
varlık
olamaya da gerek yok. İnsan
teknolojisi bile günü birinde o seviyeye ulaşacaktır. DNA
sayesinde kopyalama yapalı yirmi yıldan fazla oldu. Bir insanı
hafızası ile yeniden getirmek de çok uzak olmasa gerek.
Hep
diyorum, bu kitap kesinlikle bu yüzyılda geçerli olsun diye
yollanmamış. En azından bir büyük bir kısmı. Baksanıza
adamlar için sonsuz güç sahibi denilen Allah için bile yapılması
imkansız görülen şey, bizim için insan eliyle yapılması mümkün
görülen bir şey. Yapabiliriz, yapamayız, o ayrı.
Yapabileceğimize inanıyor olmamız bile Kur’an indiği dönem
için tanrı katında varlıklar olduğumuzu gösteriyor.
Kıyamet
günü ne zaman diye soran varmış.
Göz
şimşek çaktığında (75/7)
Ay
tutulduğunda (75/8)
Güneş
ve ay bir araya getirildiğinde (75/9)7
E
öyle soruya böyle cevap durumu mu var burada?
Günümüzde
değil gözde, her yerde şimşek çaktıracak teknoloji var.
Ay
o günden bu güne kaç defa tutuldu ben bilmiyorum. Matematik sağ
olsun, onun da hesabı kitabı yapılabilir.
Güneş
tutulması da aynı şekilde defalarca gerçekleşti, ama vaat hala
gerçekleşmedi.
Ey
müslüman, soruyorum sana, birinin sana borcu olsa, şu üç günü
geri ödeme günü olarak söylese ve ödemese. Ödeyeceğine
inanmaya devam eder misin? Yoksa umudunu keser misin?
Der
ki insan o gün: Kaçacak yer nerede?(75/10)
Bunu
soran zat fiziki olarak kaçacak bir yer arıyorsa harbi büyük
salakmış. Buna gönderilen kitapla bana gönderilenin aynı
olmasını kendime hakaret kabul ederim. Dağlar
eriyor, güneş sönmüş, ay parçalara ayrılmış, yıldızlar
dökülmüş, eleman kaçacak yer soruyor. Çıktığın yere doğru
kaç bulursun belki sığınacak bir delik!
Hayır,
yok sığınacak yer!(75/11)
E
dedim ama ben olmaz diye. Varılacak tek yer rabbin huzuru, diyor.
Eh, öyleyse merhameti ile yargılasın.
Haber
verilir o gün, önden gönderdiği de arkada bıraktığı
da.(75/13)
Burada
arkaya bıraktığı
ifadesi, yapmadıklarımız olsa gerek. Geride bırakılan
ibadetlerden ziyade, boşa geçirilen zaman, harcanan potansiyelinde
hesabı sorulacak yani. İşte bu benim cevap veremeyeceğim,
merhamet dileneceğim kısım. O kadar boş yaşadım ki, daha huzura
gelmeden kendi vicdanım beni fena yargılıyor zaten. Ortaya dökecek
mazeretim de yok açıkçası. Zaten mazeretler de kabul
görmeyecekmiş. Ne kendini, ne Allah’ı kandırmak mümkünmüş.
Dediğim gibi, inançsızlığımız hesabını verebilirim gibi
geliyor ama aynısını hayatımı yaşayışım için yapamam.
16-19.
sureler arasında surenin bütünlüğünü bozan bir kısım var.
Anladığım
kadarıyla burada doğrudan peygambere seslenilmiş. “Onu
aceleye getiresin diye dilini onunla hareketlendirme! Onu toplamak ve
okumak bize düşer. O halde biz onu okuduğumuzda sen okunuşunu
izle. Sonra onu açıklamak da bizim işimiz.”
deniyor.
Burada
sanki Muhammet’e daha iyi anlaması için bir metot veriliyor ama
bir yandan da sonra onu açıklamak bizim içimiz deniyor. E Kur’an
apaçık bir dil ile inmemiş miydi? Üzerine yapılacak açıklama
ne? Bu açıklama kitapta yer buldu mu? Ayrıca benim de bazı
açıklamalara ihtiyacım var. Bu insanlar anlamadıklarını
doğrudan peygambere sorabiliyorlar, ona da açıklaması mı
geliyor? Bizim niye böyle bir şansımız yok. Elimizde sadece
açıklanmasına ihtiyaç duyulan bir kitap var?
İnsan
hemencecik geleni severmiş, sonradan geleni terk dermiş.
İşte
bu çok doğru. Yakındaki bir tehlike ya da çıkar, uzaktakinden
çok daha gerçektir. İnandığını söyleyenleri günaha bulayan
şeylerden biri de bu. Yoksa bir insan hem o hesaba inanıp, hem de
nasıl tüm vaktini hayra harcayıp, şerden uzak durmaz?
O
gün gülen yüzler varmış. Bir de asık yüzler. O
gün artık asık suratlı olanlar için iş işten geçmiş. Bel
kıracak bir hesabın vakti gelmiş, can köprücüklere dayanmış,
baldır baldır üstüne binmiş. Kimseyi bu durumdan kurtaracak bir
üfürükçü de yokmuş.
Torpilli
tarikatlar çöpe gitti iyi mi? Hani Gavs hazretleri sofileri cebine
doldurup sırat köprüsünü geçirecekti? Hani bilmemne efendi
cehennemin kapısına dikilip, tek bir müridinin bile içeri
alınmasına engel olacaktı? Kur’an şifacı, üfürükçü falan
yok diyor. Hayrı bu saçmalıklara inanalar bana kafir der bir de.
Hep diyorum, yalanaladığım bu kitap haksa bile ben ya yırtarım,
ya da pek çoğundan çok daha az azaba muhatap edilirim.
Yırtamayacak
olanlar da var. Mesela;
O
ne dua etmiş, ne tasdik etmiş, ne sadaka vermiş. Tam aksine
yalanlamış. Gerisin
geriye dönüp,
çalım
sata sata ailesine
dönmüş.
Buradaki
dönme fiili bana bu kişinin en azından bir süre Muhammet’in
yanında olduğunu düşündürdü. Yanlış da olabilir tabii ama
surenin
başında yeniden
yaratımı inkar eden kişinin bu kişi olduğuna ikna oldum ben.
Bu
bela ona çok uygunmuş, evet, bu bela ona çok uygunmuş.
İnanmayanlara
karşı kitabın tamamında kötü bir dil varken, bazı kişilere
karşı büyük öfke var gibi geliyor bana. Bu ikilemeler, hırslı
ifadeler, büyük cezalar bana böyle düşündürüyor. Bu
ifadelerde bir insanın hayal kırıklığı ve öfkesi var gibi
geliyor. Açıkça
söylemek gerekirse, Muhammet’in hayal kırıklığı ve öfkesi...
İnsan
başıboş bırakılacağını mı sanıyormuş? O
dökülen meniden bir sperm değilmiymiş, sonra çiğdem et olmuş,
Allah onu yaratmış, ardından düzgün bir şekle ulaştırmış.
(Doğuştan şekil deformasyonları olanlar kim yarattı?) Nihayet
odan erkek ve dişiyi meydana getirmiş.
Peki
bunları yapanın tekrar yaratmaya gücü yetmez miymiş?
Valla
varsa bence yeter. Soru bile değil. Asıl sorun, olup olmaması
zaten.
Evet
sevgili
inananlar, Allah bin dört yüz yıl önce, her şeye okey olup
yeniden yaratımda sorun yaşamış bir dangalak için sure göndermiş
ama yirmi birinci yüzyılda yaşayan bizlere pek bir şey
göndermemiş. Sadece kendi ifadesiyle bile açıklanmaya muhtaç bir
kitap. İnanmayın demiyorum ama inanıyorsanız pek önemli
olmadığınız hissedin diyorum.