1: O Kaaria, o şiddetli ses çıkararak çarpan.
2: Nedir Kaaria?
Yukarıda dediğine göre şiddetli ses çıkarak çarpan.
"2012'de kıyamet kopacak" safsatasının yapıldığı günlerde, kıyamete neden olacak senaryolardan biri de, Marduk adındaki gezegenin Dünya'ya çarpacağı kolpasıydı. O dönemde kesin bu sureye referans veren olmuştur. Gerçi olmamış da olabilir, sonuçta Kur'an öyle sık okunan, iyi bilinen bir kitap değil.
3: Kaaria’nın ne olduğunu sana bildiren nedir?
İlk defa duyuyorum, bu durumda bilgilendirme bu kitaptan geliyor.
4: O gün insanlar, çırpınarak yayılmış pervaneler gibi olurlar.
Şimdi Kaaria’nın geldiği güne geçilmiş olsa gerek. Eben anlamadım ki Kaaria ne? Bir konuyu bitirmeden diğerine atlayan ders kitabı olsa millet isyan eder o kitabın yazarına. Buradaki kıytırık bir ders de değil, ucu sonsuz azaba ya da sefaya çıkacak bir hayat için öğütler kitabı, yol haritası!
5: Dağlar, didilmiş renkli yünler gibi olur.
Hmmm, tamam. Ne diyeyim ki, açıkçası beni gelmekte olan İstanbul depremi kadar korkutmadı. Zaten anlatıya bakılırsa o günden sonra dünyalık ömür herkes için bitecek gibi. Bu ifade beni korkutmaktan ziyade, kötü bir filmin harika görsel efektlerle kapatılması gibi geldi.
6: İşte o gün tartıları ağır basan kişi, 7: Evet o kişi hoşnutluk verici bir yaşayış içerisindedir.
Yaşayış içerisinde mi? Yoksa o tartılmadan sonra yaşayış içerisinde olacak mı? Ayrıca ağır basan ne? Amelleri mi, niyetleri mi, geride bıraktıkları mı, yapmadıkları mı? Hiç belli değil.
8: Tartıları hafif çekeninse, 9: Anası, Haviye’dir.
10: Onun ne olduğunu sana bildiren nedir?
Bana soruyorsan, henüz bir bildiren olmadı. Belli ki bir sonraki ayette bu kitap bildirecek.
11: Kızarmış bir ateştir o!
Yani ben de çok farklı bir şey beklemiyordum.
Surenin ne bildirdiğini özetleyelim.
Sesli bir şekilde gelip çarpan bir şeyle kıyamet kopacak, sonrasında yargılanma var, doğru bulunan işleri yapmış, yanlışlardan kaçınmış kimseler cennete, diğerleri cehennem gidecek.
Bilmediğimiz, ilk defa duyduğumuz bir şey değil. Bizden öncekilerin ilk defa duydukları bir şey değil. Kitabın yazıldığı gün için bile yeni bir şey değil. İnsanların ahiretten önce sorgulanacağı, sorgu sonucuna göre iyi ya da kötü yere gideceği insanların inanış geçmişi kadar eski. Hatta bu sorgununun tartı ile tartılma şeklinde yapılması Mısır dininde Anubis’in Tartısı olarak bulunuyor.
İnsanlar öldükten sonra çakal başlı tanrı Anubis onların kalplerini tartıyor. Kalp kişinin dünyadaki eylemlerinin bir yansıması olarak görülüyor. Kaaria Suresi’nin aksine kalbin ağır olması (Maat’ın tüyü referans noktasıdır) kişinin günahlarının fazla olduğu anlamına gelir. İkamet edeceği yer de cehennem değil, Ammit adlı canavarın midesi olur. Eğer hafif gelirse sonuç Ossirisin Bahçeleri, yani cennet olur. Orada sonsuz hayatı mutluluk içerisinde yaşarlar.İnançlı arkadaşlarım, siz bu Mısır safsatasına neden inanamıyorsanız, ben de Kaaria Suresine o nedenle inanmıyorum. Benzer anlatılar her dinde var. Ben sizden sadece bir fazlasına inanmıyorum.
Zaten sonsuz bir ödül ya da ceza beklemek ne kadar ahlaki sorgulamak lazım. Eğer sizi çalmaktan alıkoyan şey, alabileceğiniz ceza ise kendinizi bir sorgulayın. Ne bileyim, bir çocuğa zarar vermeme nedeniniz öldükten sonra cennete gitmekse, siz de bir sorun vardır. Asıl mesele doğruyu özümsemek ve ödül ceza beklemeden ona göre yaşamaktır.
Ne ben, ne de bir başkası cezanın düzen sağlama gücünü inkar edemez. Lakin anında bir cezalandırma, ölümden sonraki cezalandırmaya göre çok daha etkilidir. Bana inanmayanlar İslam’da yasak olup, TCK’da yasak olmayan günahların, olanlara göre ne sıklıkla işlenebildiğine baksın.
Allah bu tip “cezalandırma” yoluyla caydırmaları yerine, doğruyu içselleştirme yolunda ayetler indirseydi, din daha inanılır olmaz mıydı? Gerçekten Allah’tan gelen bir kitap bunu yapıyor olmaz mıydı? Tabii yarattığı inanın ne mal olduğunu en iyi şekilde bilen bir tanrı, tehdit yöntemini de izleyebilir. Benim ki sadece kısıtlı kişisel görüş. Her ne olursa olsun, ahlakını ödül cezaya göre değil, doğruyu içselleştirme üzerine inşa etmiş birinin, yaratıcı katında daha makbul olacağına inanıyorum. Tabii umursayan bir yaratıcı var ise...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder