18 Eylül 2024 Çarşamba

31 - Kıyamet Suresi


Hayır, öyle değil! Kıyamet gününe yemin ederim ki,(75/1) Öyle değil! Kendisini kınayan benliğe de yemin ederim(75/2)

Ne öyle değil yahu? Ne oluyor?

Açıkçası ben öyle olmadığına ikna oldum, öyle denilenin ne olduğunu bilmesem de. Yine de bir söylese mi, neyin öyle olmadığını. Derken;

İnsan, kendisinin kemiklerini asla bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor?(75/3)

Evet, üçüncü ayete geldiğimizde neyin öyle olmadığını anladık. Birileri ahireti inkar ediyor, kıyamet günüyle de dalga geçiyor anlaşılan. İleride göreceğiz ki bunu yapan yine bir inanmış. Yine bir dinden çıkma vakası var gibi. Panik halinde “hayır öyle değil” diye başlaması da bana öyle düşündürmüş olabilir. İyisi mi oraya gelince ayetleri doğrudan yazmak.


Şimdi kaldığımız yere dönelim.

İnsan ölüp toprak olduktan sonra baştan aşağı yeniden yaratılacakmış. İşte buna inanmayanlar varmış.

Ben de bunu anlamıyorum. Her şeyin yaratıcısının olduğunu kabul ediyorsun da, yeniden yaratım, ahiret yaşamının neyini kabul edemiyorsun? İnsanı yeniden diriltmek için öyle sonuz güç sahibi, ilahi bir varlık olamaya da gerek yok. İnsan teknolojisi bile günü birinde o seviyeye ulaşacaktır. DNA sayesinde kopyalama yapalı yirmi yıldan fazla oldu. Bir insanı hafızası ile yeniden getirmek de çok uzak olmasa gerek.

Hep diyorum, bu kitap kesinlikle bu yüzyılda geçerli olsun diye yollanmamış. En azından bir büyük bir kısmı. Baksanıza adamlar için sonsuz güç sahibi denilen Allah için bile yapılması imkansız görülen şey, bizim için insan eliyle yapılması mümkün görülen bir şey. Yapabiliriz, yapamayız, o ayrı. Yapabileceğimize inanıyor olmamız bile Kur’an indiği dönem için tanrı katında varlıklar olduğumuzu gösteriyor.

Kıyamet günü ne zaman diye soran varmış.

Göz şimşek çaktığında (75/7)

Ay tutulduğunda (75/8)

Güneş ve ay bir araya getirildiğinde (75/9)7

E öyle soruya böyle cevap durumu mu var burada?

Günümüzde değil gözde, her yerde şimşek çaktıracak teknoloji var.

Ay o günden bu güne kaç defa tutuldu ben bilmiyorum. Matematik sağ olsun, onun da hesabı kitabı yapılabilir.

Güneş tutulması da aynı şekilde defalarca gerçekleşti, ama vaat hala gerçekleşmedi.

Ey müslüman, soruyorum sana, birinin sana borcu olsa, şu üç günü geri ödeme günü olarak söylese ve ödemese. Ödeyeceğine inanmaya devam eder misin? Yoksa umudunu keser misin?

Der ki insan o gün: Kaçacak yer nerede?(75/10)

Bunu soran zat fiziki olarak kaçacak bir yer arıyorsa harbi büyük salakmış. Buna gönderilen kitapla bana gönderilenin aynı olmasını kendime hakaret kabul ederim. Dağlar eriyor, güneş sönmüş, ay parçalara ayrılmış, yıldızlar dökülmüş, eleman kaçacak yer soruyor. Çıktığın yere doğru kaç bulursun belki sığınacak bir delik!

Hayır, yok sığınacak yer!(75/11) E dedim ama ben olmaz diye. Varılacak tek yer rabbin huzuru, diyor. Eh, öyleyse merhameti ile yargılasın.

Haber verilir o gün, önden gönderdiği de arkada bıraktığı da.(75/13)

Burada arkaya bıraktığı ifadesi, yapmadıklarımız olsa gerek. Geride bırakılan ibadetlerden ziyade, boşa geçirilen zaman, harcanan potansiyelinde hesabı sorulacak yani. İşte bu benim cevap veremeyeceğim, merhamet dileneceğim kısım. O kadar boş yaşadım ki, daha huzura gelmeden kendi vicdanım beni fena yargılıyor zaten. Ortaya dökecek mazeretim de yok açıkçası. Zaten mazeretler de kabul görmeyecekmiş. Ne kendini, ne Allah’ı kandırmak mümkünmüş. Dediğim gibi, inançsızlığımız hesabını verebilirim gibi geliyor ama aynısını hayatımı yaşayışım için yapamam.



16-19. sureler arasında surenin bütünlüğünü bozan bir kısım var. Anladığım kadarıyla burada doğrudan peygambere seslenilmiş. “Onu aceleye getiresin diye dilini onunla hareketlendirme! Onu toplamak ve okumak bize düşer. O halde biz onu okuduğumuzda sen okunuşunu izle. Sonra onu açıklamak da bizim işimiz.” deniyor.

Burada sanki Muhammet’e daha iyi anlaması için bir metot veriliyor ama bir yandan da sonra onu açıklamak bizim içimiz deniyor. E Kur’an apaçık bir dil ile inmemiş miydi? Üzerine yapılacak açıklama ne? Bu açıklama kitapta yer buldu mu? Ayrıca benim de bazı açıklamalara ihtiyacım var. Bu insanlar anlamadıklarını doğrudan peygambere sorabiliyorlar, ona da açıklaması mı geliyor? Bizim niye böyle bir şansımız yok. Elimizde sadece açıklanmasına ihtiyaç duyulan bir kitap var?



İnsan hemencecik geleni severmiş, sonradan geleni terk dermiş.

İşte bu çok doğru. Yakındaki bir tehlike ya da çıkar, uzaktakinden çok daha gerçektir. İnandığını söyleyenleri günaha bulayan şeylerden biri de bu. Yoksa bir insan hem o hesaba inanıp, hem de nasıl tüm vaktini hayra harcayıp, şerden uzak durmaz?



O gün gülen yüzler varmış. Bir de asık yüzler. O gün artık asık suratlı olanlar için iş işten geçmiş. Bel kıracak bir hesabın vakti gelmiş, can köprücüklere dayanmış, baldır baldır üstüne binmiş. Kimseyi bu durumdan kurtaracak bir üfürükçü de yokmuş.

Torpilli tarikatlar çöpe gitti iyi mi? Hani Gavs hazretleri sofileri cebine doldurup sırat köprüsünü geçirecekti? Hani bilmemne efendi cehennemin kapısına dikilip, tek bir müridinin bile içeri alınmasına engel olacaktı? Kur’an şifacı, üfürükçü falan yok diyor. Hayrı bu saçmalıklara inanalar bana kafir der bir de. Hep diyorum, yalanaladığım bu kitap haksa bile ben ya yırtarım, ya da pek çoğundan çok daha az azaba muhatap edilirim.



Yırtamayacak olanlar da var. Mesela;

O ne dua etmiş, ne tasdik etmiş, ne sadaka vermiş. Tam aksine yalanlamış. Gerisin geriye dönüp, çalım sata sata ailesine dönmüş.

Buradaki dönme fiili bana bu kişinin en azından bir süre Muhammet’in yanında olduğunu düşündürdü. Yanlış da olabilir tabii ama surenin başında yeniden yaratımı inkar eden kişinin bu kişi olduğuna ikna oldum ben.

Bu bela ona çok uygunmuş, evet, bu bela ona çok uygunmuş.

İnanmayanlara karşı kitabın tamamında kötü bir dil varken, bazı kişilere karşı büyük öfke var gibi geliyor bana. Bu ikilemeler, hırslı ifadeler, büyük cezalar bana böyle düşündürüyor. Bu ifadelerde bir insanın hayal kırıklığı ve öfkesi var gibi geliyor. Açıkça söylemek gerekirse, Muhammet’in hayal kırıklığı ve öfkesi...



İnsan başıboş bırakılacağını mı sanıyormuş? O dökülen meniden bir sperm değilmiymiş, sonra çiğdem et olmuş, Allah onu yaratmış, ardından düzgün bir şekle ulaştırmış. (Doğuştan şekil deformasyonları olanlar kim yarattı?) Nihayet odan erkek ve dişiyi meydana getirmiş.

Peki bunları yapanın tekrar yaratmaya gücü yetmez miymiş?

Valla varsa bence yeter. Soru bile değil. Asıl sorun, olup olmaması zaten.



Evet sevgili inananlar, Allah bin dört yüz yıl önce, her şeye okey olup yeniden yaratımda sorun yaşamış bir dangalak için sure göndermiş ama yirmi birinci yüzyılda yaşayan bizlere pek bir şey göndermemiş. Sadece kendi ifadesiyle bile açıklanmaya muhtaç bir kitap. İnanmayın demiyorum ama inanıyorsanız pek önemli olmadığınız hissedin diyorum.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bonus - Tekvin (1-25)

  Evet, normal akıştan farklı olarak bugün Eski Ahit’te, bizde daha sık kullanılan adıyla Tevrat’a giriş yapıyoruz. Eski Ahit hem Kur’an’dan...