En bilindik surelerden bir başkası. Sure kafirlere seslenerek başlıyor ve tek bir şeyden bahsediyor. Sizin dininiz size, benim dinim bana!
Peki bu mesaj kalıcı olacak mı? Olmayacak. Sonradan inen ayetlerde, tek gerçek din olan İslam, hakim kılınana kadar mücadele edilmesi söylenecek. Yani müslümanların sayıca az, güç bakımından cılız oldukları dönemde inen ayet ile gücü ele geçirdiklerinde inen ayetler birbirine tamamen zıt olacak. Her siyasi harekette gözlenen bir durum. Zayıfın özgürlük çağrısı. Muhalefette olanın, demokrasi istemesi. İktidar olup, gücü ele geçirince demir yumruğun ortaya çıkması.
Hiç sorun yok. Bu hep böyle olur. Sorun ilahi değişmez bir düzen olduğunu iddia ediyor olmasında. Eğer bu sure iniş sırasında başlarda değil de, sonlarda olsaydı, bu dine inanmak daha mümkün olurdu.
Edirne-Segedin Antlaşasından sonra, Osmanlı’nın başında olan II.Murat, tahtı on iki yaşındaki oğlu Mehmet’e bırakır. Bunun üzerine Macar Kralı, zayıf durumdaki Osmanlı’ya karşı tekrar saldırıya geçmek ister. Ancak ortada bir sorun vardır. O da barış üzerine karşılıklı edilmiş kutsal yemin. Macar kralı bu yeminin bağlayıcılığı hakkında dönemin papasına sorar. Aldığı cevap “kafire ile içilen ant tutulmak zorunda değildir” olur.
Bunu anlattım ki, müslümanlar bu sure ve sonrasında gelen sureler arasındaki çelişkinin, inanmayanlara nasıl göründüğünü anlayabilsinler.
Sure, sonradan gelen ayetlerden ayrı olarak, kendi başına da bir tutarsızlık taşıyor. Kafirlere denilecek ki:
-ben sizin taptıklarınıza tapmam.
Burada sorun yok.
-Siz de benim ibadet ettiğime ibadet edenler değilsiniz.
Nasıl değiller? Hem Araplar, hem de Kur’an da geçen öncekiler hep Allah’a tapıyorlar. Museviler ve İseviler de öyle. Arkasından farklı Rabler edinmişler. Kur’an’ın asıl derdi de bu yozlaşmış İslam ile. Ancak bu surede diyor ki “siz benim taptığıma tapmıyorsunuz.” Geri kalan bütün sureler ile çelişkide.
O zaman iki ihtimal var. Ya bu sure bu kitaba ait değil, sonradan eklenmiş ya da burada geçen kafirler ifadesi Allah ile hiç alakası olmayanlar için söyleniyor. Yozlaşmış şekilde de olsa Allah’a tapmayanlar. Ateistler, deistler, agnostikler, Allahsız paganlar... Eğer bu şekilde kabul edersek, yukarıda bahsettiğim çelişki de bir nebze ortadan kalkıyor.
Yeni bir sorun ortaya çıkıyor, o da bu kabuldeki kafirlerin kimseye “tapmıyor” olması. En azından klasik anlamda. Ancak tapmak ve din sahibi olmaya biraz geniş bakarsak iş değişiyor. Din, bize nasıl yaşamamız gerektiğini söyleyen herhangi bir öğretidir. Bu bakımdan ideolojilerin tamamı aslında dindir. Onların kurallarına uymak da ibadet, tapınma olur.
İleri ki ayetlerde söylenecek mücadele edin kısmı da yozlaşmış Allahlı dinlerle mücadele edin, hepsini ortadan kaldırın anlamına gelirse, olur bu iş. Hadi yine iyisiniz müslümanlar, bin dereden su getirip dininizde bir çelişkiyi ortadan kaldırdım. Üstelik bu iş için ücret de almadım.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder