İlkokul öğrencisi dostu, Kur’an’ın en kısa suresi!
Allah Muhammet’e Kevser’i vermiş. Yoğun güzelliği ve iyiliği, bereketi, tükenmez aydınlığı vs.
Daha da versin, gözümüz yok.
Karşılığı gibi, namaz kılmasını istiyor. Nasıl kılacağını ve vaktinde kılması gerektiğini bildiriyor. Tabii ki bu namaz Allah’ın faydasına olan bir şey değil, Muhammet’in ve diğer kılanların kendileri için faydalı. Tek istediği namaz değil bu ayette. Kavrayışını bilgi ile keskinleştirmesi ve eti yenecek hayvanı kesmesi de isteniyor.
Kavrayışını bilgi ile kuvvetlendirmek zaten namazın ayrılmaz bir parçası. Hatta namazın özü.
Eti yenecek hayvanı kes derken, herhalde onun yenmesinden bahsediyor. Yoksa kes bırak, kurban sun demek istemiyor. Benim burada anlamadığım namazı kıl ve kavrayışını bilgi ile derinleştir gibi iki temel öneriden sonra helal gıda olayına girilmesi. Aradaki bağlantı bende yok.
Hani çok meşhur bir laf vardır, “insan ne yiyorsa odur” diye. Ona mı bir atıf var? Yoksa, Platon “Devlet” kitabında hastalıkların nedeninin yediklerimiz olduğunu söylüyordu. O dönemlerde yaygın bir inanç olsa gerek. Buraya da bir atıf olabilir.
İlla bir yere atıf olmalı çünkü diğer iki tavsiyeden sonra yemek olayı çok alakasız kalıyor.
Bir sonraki ve son ayette yine peygambere güdüleme yapılıyor. Kendisine zorbalık yapılıyormuş çünkü soyu kesikmiş. Yani erkek evladı yokmuş. Asıl soyu kesik olan peygamber değil, ona bu konuda zorbalık yapanlarmış. Böyle denilerek bir nevi teselli veriliyor. Ancak erkek evlat verilmiyor.
Arap toplumunda erkek evladın övünülecek bir şey olduğunu daha önceki surelerde görmüştük. “Mal ve oğullar verilerek”” nimetlendirilenlerden çokça bahsedildi. Muhammet’in bu nimetten mahrum bırakılmasını nasıl yorumlamamız gerekiyor?
Kendisi gerçekten ilahi takdirden en fazla çeken kişilerden biri olabilir. Doğmadan babasını, doyamadan annesini, yaşına gelmeden koruyucu dedesini kaybetti. Amcası ona sahip çıktı, ancak bu amca da hiçbir zaman Muhammet’in dinine girmedi. Ve yaşayan bir erkek çocuğu da olmadı.
Allah sık sık inananları nimete erdireceğini söylerken, Muhammet’in bu derece mahrum olması çevresindekilere ne düşündürdü? Kendisine ne düşündürdü? O Allah ki bu kitapta mucize doğumlar anlatıyor. Geç yaşlarında İbrahim’e ve Yakup’a çocuklar müjdeleniyor. Eline erkek eli değmemiş Meryem’e, daha da büyük mucize, İsa müjdeleniyor. Muhammet ise sadece asıl onların soyu kesik denilerek teselli ediliyor.
Soyları da kesilmiyor! Bu zorbalar arasında Ebu Sufyan var mıydı? Bilmiyorum ama muhtemelen vardır. O olmasa, o aileden birileri kesin vardır çünkü en büyük muhalefet Ümmeyeoğullarından geldi diye anlatılır. Evet kitapta adları geçmiyor ama bir istisna yapıp diğer kitaplardan gelen bilgiye bakalım. Kavrayışımızı bilgi ile derinleştirelim.
Muhammet Mekke’den kovulur, Yesrip’e göç eder. Burada İslam Devleti kurulur. Savaşlar yapılır, Mekke fethedilir. Hayatta olanların neredeyse tamamı hiç değilse görünüşte dini kabul eder, Muhammet’e biat eder. Sonra din tamamlanır, Muhammet ölür. Yerine Ebubekir geçer, sonra Ömer, Sonra Ümeyyeoğullarından Osman. Ali, peygamberin amcasının oğlu ve damadı, dördüncü halife olur ancak önce peygamberin karısı Ayşe – ki Ebubekir’in de kızı, sonra Ümeyyeoğullarından, Ebu Sufyan’ın oğlu Muaviye isyan eder. İç savaş çıkar, Ali ortaya çıkan üçüncü bir grup tarafından öldürülür. Geride iki oğlu, Hasan ve Hüseyin kalır. Bu iki çocuk, peygamberin torunlarıdır. Ayrıca devletin başına geçen Ümeyyeoğullarına karşı da en güçlü iktidar adaylarıdır.
Hasan aniden vefat eder. Derler ki, Hasan’ın hanımlarından biri Muaviye ile anlaştı ve Hasan’ı zehirledi. Ne kadar doğrudur, bilemem.
Muaviye iktidar değişimindeki iç savaşları bahane ederek hilafet makamını saltanata çevirir. Buna karşı çıkanlar onun ölümü ile Hüseyin’in etrafında toplanır. Onu çağırır. Hüseyin yola çıkar, Kerbela’da Muaviye oğlu Yezit’in askerleri tarafından kuşatılır. Çok azı hariç, tüm ailesi vahşice öldürülür.
Peygamberin soyu bu iki torundan devam etmiştir, soyu kesik olmamıştır. Ebu Sufyan’ın soyu ise peygamberinkini katlederek gücüne güç katmıştır.
Yani kimsenin soyu kesilmemiş ama üçüncü jenarasyonda, kimin soyu kiminkine galip gelmiş, çok açık.
Cennette mutsuzluk yoktur derler. O zaman Dünya’ya bakış mümkün olmasa gerek. Bir de Allah’ın peygambere bazen gelecekten haber verdiğini söyleyenler var. Galiba her şeyi söylemiş. Yoksa Mekke’nin fethinden sonra tüm Ebu Sufyan soyunu kurutmasına kimse engel olamazdı

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder